Sayfalar

25 Kasım 2013 Pazartesi

Boris'in Sırrı


Kitabın Yazarı: Bilal Civelek

Yayınevi: Yediveren Yayınları

Sayfa sayısı: 448

Nereden kaça aldım?: Kocatepe Beğendik kitap standından

Beğendik'te eşim kahvemizin yapılmasını beklerken ben de şöyle bir dolanayım diye kalktım gittim kitapların olduğu yere doğru. İndirimli kitapların olduğu yerde birkaç kitap inceledikten sonra bu kitapta takıldım. Konusu gerçek olması sebebiyle oldukça ilgimi çekmişti. Makedonyalı Türk'lerin ve tabi müslümanların çektiği acılar, Makedonya'lı bir öğretmen olan Boris'in sırrını açığa vurmasıyla birlikte Yusuf etrafında odaklanıyor. Böylece Müslüman Türklerin çektiği acılar, işkenceler tarihte yerini buluyor. Bu acıları çekerken Allah'a, imana sığınma ve bu yolla kendilerini güçlü hissetmeleri beni çok etkiledi. Kitabı elinize aldığınızda bazı yazım hatalarını fark ediyorsunuz ama konusu, yazımı sizi alıp götürüyor. Bir solukta okuyacağınız nefis bir tarihi roman..

" Bülbül neden başka bir şeye değil de, her dala konuşunda dikenleri ayaklarını tırmalayan güle aşık oldu?
Çünkü biliyor ki, asla güle sahip olamayacak, asla vuslata eremeyecek. Böylece güle olan aşkı hiç bitmeyecek. Dünyada vuslata eren aşk, gerçek aşk değildir. Vuslat, sevginin musluğunu kapatır. İnsanın yandığı halde en çok sevdiği ateş aşk ateşidir. Vuslat dünyada aşk ateşinin suyudur. Ateşi söndürür." (s.152)

18 Kasım 2013 Pazartesi

On Bir ve Filmler



Kitabın Yazarı: Mark W. Watson

Yayınevi: Domingo

Sayfa sayısı: 272

Nereden kaça aldım?: OkuOku

Geçen hafta "Zaman Yolcusunun Karısı" adlı kitabın filmini nihayet izleyebildim(k!). Ben izlerken eşim de gözleri kapalı izlediğini iddia etse de :), sonradan sorduğu sorularla izleyemediğini bir kere daha pekiştirmiş oldu. Kitabından sonra filmini beğenmediklerimden oldu bu film de. Oysa "Sen Dünyaya Gelmeden" öyle miydi, kitabı ayrı güzel filmi ayrı güzeldi, harika bir eşleşme olmuştu. Bu film kesinlikle çok üstün körü olmuş, bir çok şey atlanmak durumunda kalınılmış herhalde ki eksikti.. Ben kitabı okuduğum için aralarda açıklama yaptım, anlaşılır olması için. Velhasıl kelam kitap harika, film vasat.

Cumartesi günü izlediğimiz bir başka film de "Prensesin Uykusu" adlı Türk filmi oldu. Çağan Irmak'ın yönetimindeki bu film'de iyilik, dostluk, arkadaşlık, prensesler, biraz animasyon, iyi insanlar temalı bir konu vardı. Kafasına aldığı bir darbe sunucu uykuya dalan kız çocuğunun dileklerini gerçekleştirerek onu yeniden uyandırma çabaları masalsı bir anlatımla bizlere aktarılıyor. Değişik güzel olmuş ama Türk filmi işte yeaaahh diyemeden de geçemeyeceğim maalesef. :(

Gelelim güzel kitabıma.. Radyoda gece sohbet programı yapan Xavier geçmişinde yapmak istediği bir iyiliğin isteği dışında çok kötü sonuçlanması sonucu bu ismi alarak ülkesini, arkadaşlarını, ailesini terk etmiş ve yeni bir başlangıç yapmak istemiştir. Yeni hayatında etliye sütlüye karışmadan yaşamaya çalışmaktadır. Ancak bir gün arkadaşları tarafından sokakta dövülen bir çocuğa müdahale etmediği için kendini sonradan suçlu hissetmiş ve bu davranışı sonucunda dolaylı olarak on bir kişinin hayatını da etkilemiştir. Bu hikaye öyle güzel anlatılmış ki elinizden bırakamıyorsunuz adeta. Daha sonra kahramanın hayatına Pippa isimli temizlikçi bir kızın girmesiyle Xavier kendine çeki düzen vermeye başlamıştır. Eğlenceli, düşündürücü bir kitap okumak isterseniz gözüm kapalı öneririm.

"Unutma evlat, bu dünyada hiç kimse ne yaptığını bilmez. Herkes biliyormuş gibi yapar sadece." (s.28)

11 Kasım 2013 Pazartesi

New York Üçlemesi


Kitabın Yazarı: New York Üçlemesi

Yayınevi: Can 

Sayfa sayısı: 382

Nereden kaça aldım?: OkuOku

İlk Paul Auster okumamdı, farklıydı. 3 ayrı romanın tek bir kitapta birleşmesiyle oluşmuş bu üçlemede her bir hikayede aynı şeyleri okuyormuş gibi hissettim. Zaten son hikayenin sonunda yazar kendisi bunu hikayenin içinde belirtmiş, hepsinin aynı hikaye olduğunu söylemiş. Aslında biraz aldatılmış hissettim kitabı okurken, kandırılmış. Sıkıcı bir okuma değildi kesinlikle ama bir tatminsizlik, sonunda ne olduğunu bilememenin vermiş olduğu hiçlik.. Sanki yazar sırf kendisi için yazmış, içindeki karmaşıklığı kelimelere dökmüş gibi. Ve bu karmaşık ruh hallerinden ve olay örgülerinden siz de nasibinizi alıyorsunuz ister istemez.

" Eğer bir yanınla bir şeyi sevmezsen bu kadar şiddetle nefret edemezsin ondan." (s.128)

" Ama bugün de geçmiş kadar karanlıktır ve aynen gelecek kadar bilinmezlerle doludur." (s.173)

" Yaşamlarımız bizi alıp denetleyemeyeceğimiz biçimde sürükler ve hemen hemen her şey değişir. Biz ölünce her şey de ölür, ölüm her gün yaşadığımız bir şeydir." (s.247)

" Her hayat sadece kendine indirgenebilir. Şöyle de söyleyebiliriz: Hayatların anlamı yoktur." (s.311)

4 Kasım 2013 Pazartesi

Yeni kitaplar :)


Yanda gördüğünüz anı yaşar yaşamaz kaydettim ve burada paylaşıyorum. Bir önceki postta bahsettiğim kitabın filmini almak için yanına listemde yer alan bir kaç kitabı da ekledim. Mis gibi bir paket oldu, okumak için sabırsızlanıyorum. Hafta sonu Paul Auster'ın hayal dünyasında geziniyordum hala bitmedi, ilk defa okuduğum yazarın anlatımı ve tarzı çok farklı geldi. Yandaki resimde en çok merak ettiğim bir diğer şey de "Kitap Hırsızı", hakkında çok fazla yorum okudum bakalım ben nasıl bulacağım!.





Cumartesi günü 32. yaşımı geride bıraktım. 30'dan sonrasını anlamıyorsunuz derlerdi, evet hiç anlamıyorum bu otuzlu yaşları :). Ben hala 27'de kaldığımı hissediyorum, bir avuntu işte benimkisi de.. Mezun olduğum okulun ormanlarında ki ağaç katliamının yapıldığı şu günlerde eşimden ve kızlarımdan anlamlı bir hediye aldım. Benim adıma 20 adet fidan dikmişler. Daha güzel bir hediye düşünemiyorum. 

28 Ekim 2013 Pazartesi

Zaman Yolcusunun Karısı


Kitabın Yazarı: Audrey Niffenegger

Yayınevi: Epsilon

Sayfa sayısı: 541

Nereden kaça aldım?: OkuOku

Yine nefis bir kitapla geldim. Kitabı okurken bu kitabın filmi olmalı mutlaka harika bir konu diyip durdum. İnternette minicik bir araştırma zaten filminin var olduğunu bana gösterdi :). Nasıl sevindim bilemezsiniz, şimdi ilk işim filmini alıp seyretmek olacak. Okuduğum yorumlara göre kitabı okumadan filmini izleyenler biraz sıkılmışlar. Ben kitabı okurken önümden film kareleri geçti desem yalan olmaz. Kitabın kapağıyla da birebir örtüşen, duygusal, hüzünlü, imkansızlıklarla dolu (ütopik) bir aşk hikayesi okumak isterseniz şiddetle tavsiye ederim.

"En iyi stratejinin doğrudan sorup evet ya da hayır cevabı almak olduğuna karar verdim." (s.226)

22 Ekim 2013 Salı

Küçük Şeylerin Tanrısı


Kitabın Yazarı: Arundhati Roy

Yayınevi: Can

Sayfa sayısı: 368

Nereden kaça aldım?: OkuOku

Bayramdan önce bitirdim bu kitabı ancak daha şimdi ekleyebilme fırsatını buldum. Bu aralar okuduğum her kitap beni içine çekmeyi başarıyor ve bu durumdan da çok memnun oluyorum. Küçük Şeylerin Tanrısı da büyüleyici dili, masalsı anlatımıyla tam benlik bir kitaptı. Öyle güzel yazılmış ki her karakterde kendinizi onun yerine koyup her birinin neden öyle davrandığını anlayabiliyorsunuz. Benim sonucum karakterlerin her birine kıyamamak oldu :). Bir tane psikopat hariç, okuyunca siz de anlarsınız kim olduğunu. Bir kaç cümle yazdım yine not kağıtlarına.

"Estha ile Rahel dünyanın insanları kırmak için başka yollara da sahip olduğunu artık öğrenmişlerdi." (s.19)

"Olup bitenle yaşamanın yollarını arayarak büyüyeceklerdi onlar. Jeolojik zaman açısından önemsiz bir şey olduğuna kendilerini inandırmaya çalışacaklardı." (s.75)

"Tren geçip gittikten epeyce sonra bile Hint yer elması yaprakları başlarını sallamayı sürdürdüler, sanki trenle aynı görüşteydiler, hiç kuşkuları yoktu." (s.111)

"Havayı, Düşünceler ve Söylenecek Şeyler doldurdu. Ama böylesi zamanlarda söylenenler yalnızca Küçük Şeyler'dir. Büyük Şeyler içeride söylenmeden kalır ve bekler." (s.175)

24 Eylül 2013 Salı

Brida




Kitabın Yazarı: Paulo Coelho

Yayınevi: Can

Sayfa sayısı: 214

Nereden kaça aldım?: Tepe Prime Can Yayınları kampanyası

Arka kapak yazısından etkilenmemek mümkün değil. Konusuyla da beni cezbedip hemen içine alan bir kitap oldu. İçerik cüretkar tavsiyelerle dolu.. Kendimi evet ya yapabilirim gibi hissettim sayfalar arasında dolaşırken. Sonra gerçek dünyaya geri döndüm :). Ruh eşi ile ilgili açıklamalarda epey düşündüm kendi kendime. Kitaba göre ruhlar da bölünerek çoğalıyorlar ve kendi ruh eşini bulduğunda gerçek aşkı bulmuş oluyorsun.. Her insan ömrünü kendi ruh eşini aramakla geçiriyor, kimisi buluyor, kimisi bulduğunu sanıyor, kimisi de bulamıyor. Spiritüel dünyaya kısa bir gezi yaptım kitap sayesinde, sevdim.

"Yolunu bulduğun zaman korkmamalısın. Hata yapacak kadar cesur olmalısın. Hayal kırıklığı, yenilgi ve umutsuzluk, Tanrı'nın bize yol gösterme araçlarıdır." (s.25)

"Yaşamında önemli bir şeyle karşılaşınca bütün öteki önemli şeylerden vazgeçmen gerekmez." (s.171)

' "Hiçbir zaman utanma" dedi.
 "Hayatın sana sunduğu her şeyi kabul et ve her kadehten içmeye çalış. Bütün şarapların tadına bakmak gerekir; kiminden bir yudum alırsın, ama diğerlerini şişeyi bitirinceye kadar içersin."
 "Hangisinin hangisi olduğunu nasıl anlayacağım?"
 "Tadına bakarak. İyi bir şarabın tadını, ancak daha önce kötü bir şarap içmişsen anlarsın." ' (s.205)