27 Temmuz 2012 Cuma

Memleket Hikayeleri




Kitabın Yazarı: Ayfer Tunç

Yayınevi: İletişim

Sayfa sayısı: 278








Nereden kaça aldım?: Ödünç verilen bir kitap
Aslında "Sen Dünyaya Gelmeden" kitabımı okurken ve çok da iyi giderken, gökten bu kitap düştü :). Cumaya kadar okuma süresi verildi. Çünkü kitap Cuma günü İstanbul'a gidecekmiş :) Ben de yetiştiremem verme dedim ama yine de yetiştiremezsem götürmeyecekti.. Sonuç olarak süper bir azimle ve hızla okuduğum bu kitaptan her Ayfer Tunç okumamda aldığım zevki aldım. İçlerinde kısa kısa öyküler var, acaba diyorsunuz okurken bunlar gerçek hikayeler mi.. Çünkü o kadar sıcak ve gerçekçi ki, inanmak istiyorsunuz oradaki karakterlerle bütünleşiyorsunuz.. Tam da Adapazarı'na giderken bu kitap çok iyi geldi. İçinde Adapazarı yani Ada ile (kitapta böyle geçiyor) ilgili çok hikaye var. En başta da İstanbul'u anlatıyor biraz ama yazar eski İstanbul'u eskiliğine rağmen , Haliç'i de eski pisliğine rağmen daha çok seviyor sanki. Diğer foto ise akşam okumalarımdan .. Buz gibi bir kola bu sefer kahvemin yerini aldı, yanında fındık-fıstık ile önerilir :)

Altını çizdiğim bir cümle ;

"Bağsızlığın bir çeşit özgürlük olup olmadığını tartışıyorlar. Bağlılığın güven duygusuyla ilgisi var, bağlanmak biraz da güvenmek demek. Güven insana iyi gelen bir his. Öte yandan bağlılık özgürlüğün de ayaklarını bağlayan bir his." (s.73)


20 Temmuz 2012 Cuma

Hediye Kitap



Kitap Kurdu'ndan yandaki kitabı çekilişle kazandım. On8 yayınlarının armağanı olan bu kitabı bizimle buluşturduğu için Canan'a bir kez de buradan teşekkür ederim.

Bizim Cafenin Kızları



Kitabın Yazarı: Laura Schaefer

Yayınevi: Epsilon

Sayfa sayısı: 231

Nereden kaça aldım?: Oku&Oku

Tam bir gençlik romanıymış, bilmiyordum. Bilsem almazdım herhalde. Konusu ilgimi çektiği için almıştım. Öyle okudum ve geçtim. Ama kızların kafeyi kapatmamak için aldıkları aksiyon listesinde gerçekten işe yarar şeyler var. İleride bir kafem veya benzeri bir yerim olursa mutlaka tekrar döneceğim bu kitaba :).Çayla ilgili de güzel bilgiler var, aralara serpiştirilmiş. Güzel çizimler var yine her bölüm arası. Gençler bu kitabı okuyabilirsiniz :).. 

Bizim Kafenin Kızları
Neden umursadığımız şeyler değişmek zorunda?
Hayatın her döneminde, değişim, yaşanması gereken bir durumdur ama kimi zaman insan alıştıklarından da vazgeçmek istemez. Annie Green için de vazgeçmek zor olur. İlk bakışta, çocukluğundan, arkadaşlarından, yerel bir işletme olan anneannesinin kafesinden vazgeçiş gibi görünen ama aslında sadece değişimin bir parçası olan farklılıkları kabul etmesi süreci onun için de sancılı geçer.
Büyüdüğünü, insanların büyüdükçe ideallerinin değiştiğini, arkadaşların ya da dostların her daim bir arada olamayacakları, yeni dünya düzeninde büyük balığın küçük balığı sık sık yuttuğunu kabullenmesi Çocukluk arkadaşlarıyla çaya hayran bir şekilde yetişen Annie, bütün çıkmazlarını ortaya dökerek kafesi ve geleneksel çay günleri için kızları bir arada tutmayı başarır.

En Mükemmel Çay - Annie Green Tarifi

Su kaynatın ama çok uzun süre kaynamasın.
Su kaynadıktan sonra bir süre bekletin.
Dolu dolu bir yemek kaşığı kadar en sevdiğiniz çay yapraklarını çaydanlığa koyarak üzerine kaynattığınız suyu dökün.
Yaprakların açılması ve demlenmesi için üç dakika bekleyin.
Demlenen çayı önceden ısıttığınız ve en sevdiğiniz kupaya doldurun.
Yudumlayın ve gülümseyin.


İmparator Shen-Nung, çayı, Çinde tesadüfen M.Ö. 2737de buldu. M.S. 800de çay, Budist rahipler tarafından Japonyaya getirilmeden binlerce yıl önce Çinin ulusal içeceğiydi. İnsanlar sonraki beş yüz yıl boyunca çayı ilaç olarak kullandılar. Japonya çay seremonileri oluşturuldu ve bu seremoniler bir sanat çeşidi olarak görüldü. Japonlar sadece yeşil çayları kullandılar ve insanların dizleri üzerinde girdikleri özel çay odaları yaptılar. Ayrıca meditasyona ve düşünmeye yardımcı olması için de çayı kullandılar; çay, dinlerinin bir parçası haline geldi. Arkadaşlar arası çay içeren her buluşmanın çok özel olduğuna inandılar çünkü o günün koşulları bir daha asla tekrarlanmayacaktı.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Oku&Oku'dan Yeni Kitaplar


Evet bu sefer biraz(cık) abarttım. Elimdeki favoriler listemi eriteyim derken olan kredi kartı'na oldu :) Okunacak kitap sayım arttı. Kütüphaneme katmak istediğim kitap sayısında kayda değer bir değişiklik olmadı.:P. Ama tüm bunlar beni üzdü mü! Tabii ki hayır :) Hemen elimdeki diğer kitapları da katarak kalabalık bir kura listesi oluşturdum. 

Tataa şansıma "Bizim Kafenin Kızları" çıktı.. 


12 Temmuz 2012 Perşembe

Gözlerini Sımsıkı Kapat



Kitabın Yazarı: John Verdon

Yayınevi: Koridor

Sayfa sayısı: 566

Nereden kaça aldım?: Oku&Oku

Akşam çocukları 20:30'da yatırma ritüelinden sonra benim için hayat duruyor yo yo başlıyor :) Hemen kahvemi yapıyorum ve püfür püfür esen küçük mutfak balkonumuza kuruluyorum. Bir o yana bir bu yana döne döne, tutulunca şöyle bir turlayıp yeniden oturarak okumaya devam ediyorum. Kışın böyle bir zevkim olamıyor maalesef, içerilere tıkılıyoruz ve televizyon da açık olunca  dizilere sarıyorum haliyle. Ben TV karşısında kitap okuyamayanlardanım :). Ben balkonda kahve-kitap keyfi yaparken, eşim de içerde kola -TV keyfi yapıyor :)) Bu kitap da yukarıda bahsettiğim akşam ritüellerim sayesinde kalın olmasına rağmen kısa bir sürede bitti. Tabi bu süre bana göre kısa :) Kitaba gelirsek, aslında kitap John Verdon'ın ikinci kitabıymış fakat benim için ilkti. Kitap resmen bir bulmaca, eski polis emeklisi Gurney kesik başlı gelin cinayetini çözmeye çalışıyor. Katilin kim olduğu belliymiş gibi görünse de her şey tam bir muamma. Olaylar kitabın ortalarına doğru daha bir hareketleniyor sizi de haliyle büyük bir merak sarıyor.. Neredeyse imkansızmış gibi görünen belirsizlikleri bir anda hatta olmaması gereken bir yerde çözüveriyor. :) 

10 Temmuz 2012 Salı

Tepe Prime D&R

Pazar günü çocukları babaannelerine satıp Tepe Prime'a gittik. Asıl amacımız kesinlikle yan taraftaki fotolarda gördükleriniz değildi. Yemek yiyip dönecektik. D&R'a gidelim de büyük fıstığa sürpriz hediye alalım dedik. Kendime 2 adet dergi aldım, Eylül'e Tübitak'ın kitaplarından bir kitap seçtik vee tataa ortada bir stand'da Can Yayınları'nın indirimli kitapları bana bakıyor. Şöyle bir bakayım dedim ve gördüğünüz gibi dayanamayıp kollarım dolu bir vaziyette kasaya doğru ilerledik. Paulo Coelho'nun kitaplarını okumak istiyordum fakat aklımdan geçenler bunlar değildi :) Olsun fazla kitap göz çıkarmaz.. Bu kitapları bir de Cuma günü OKU&OKU'dan istediğim 15 adet kitap siparişinin üstüne aldım. Yani anlayacağınız bu aralar ben kitaba doydum. Bu arada hoşuma giden bir şeyi de paylaşmak istiyorum. D&R'da kasada çalışan çocuk bir taraftan fiş kesiyor bir taraftan da önüne açmış olduğu kitabı okuyordu. Kendisiyle işim bitince kitabını eline alıp okumaya devam etti, yüzünde büyük bir huzur ve hafif bir tebessüm vardı. Kendi kendime ne kadar güzel bir iş, ne kadar şanslı dedim..

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Kuyucaklı Yusuf



Kitabın Yazarı: Sabahattin Ali

Yayınevi: YKY

Sayfa sayısı: 215

Nereden kaça aldım?: Oku&Oku

Sabahattin Ali'nin kitaplarını her elime alıp sayfalarını çevirdiğimde şaşırıyorum. Kitapların kapağı beni çok etkiliyor sanırım, yeşil renkte, yazarın portresinin olduğu bir kitap kapağı bana çok soğuk geliyor. Oysa içinde yazılanlar o kadar samimi ki.. Sabahattin Ali insanın iç dünyasının tasvirini çok iyi yapıyor, duygularını, gel-git'lerini harika anlatıyor. Siz yaşıyorsunuz sanki o aşkı, siz yaşıyorsunuz sanki o hayal kırıklığını, sevinci.. Acaba ne olacak diye sayfaları çevirirken kendi sonunuzu merak ediyorsunuz sanki.. Umarım diğer romanlarını da okuma fırsatım olur.

Kitap adından da anlaşılacağı gibi Kuyucaklı, annesi-babası gözünün önünde öldürülmüş Yusuf'un hikayesini anlatıyor. Yusuf'a üzülen kaymakam yanına alıyor ve Yusuf bu ailenin bir ferdi oluyor. Olaylar 1906 yıllarında geçiyor, o zamanı yaşıyorsunuz, Şakir'e sinirleniyor, Muazzez'e üzülüyor, Şahinde Hanım'a diş biliyor, Yusuf'a hadi be Yusuf diyorsunuz... Sonu oldukça hüzünlü ama her hikaye mutlu sonla bitmiyor ne yazık ki..