2 Nisan 2015 Perşembe

Neler Okudum :)


2 aylık bir aradan sonra merhaba, yeniden. Bu sürede bol bol okudum, ve instagramdan paylaştım okuduklarımı, pişirdiklerimi. Takip etmek isterseniz aşağıdaki fotoğrafta kullanıcı adım var :).. 









 
 

Bu sürede tabi yeni kitaplar aldım, yukarıdaki bebeklerin hepsi İdefix'in Can Yayınları kampanyasından kaptıklarım. Her biri için sabırsızlanıyorum. Bu gün de bir öğle arasında yandaki resimde gördüğünüz Güvercin isimli kitabı bitirdim. Zaten çok kısa hemen okuyabiliyorsunuz. Okuması ağır bir kitap da değil, insanlardan uzak kendini güvende hissetmek için kendi dünyasında yaşayan bir adamın aniden bir güvercinle karşılaşmasıyla tüm zırhları iniyor. İntihara kadar varan düşüncelere kapılıyor, ayrıntılar oldukça fazla ancak sıkmıyor. Koku isimli romanıyla ünlenen yazarın bu kitabını beğenenler olduğu kadar sığ ve yavan bulanlar da var. Ben beğendim, çok fazla bir beklentiye girmediğim için olabilir.



Herkese keyifli okumalar..

27 Ocak 2015 Salı

Rüyada Terakki


Kitabın Yazarı: Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumi
Yayınevi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları
Sayfa sayısı: 186
Nereden kaça aldım?: Arkadaş

1913 yılında başka bir alem olarak nitelendirilen modern ve her şeyin tam otomatik olarak yürütüldüğü, binaların arasından kat kat uzanan köprüler, yollar, restoranlarda düğmeye basarak gelen yemekler, herkesin kendine has kart numarası, çocukların doğduktan sonra 1 yıl boyunca yetiştirildiği doğum evleri vb.. anlatıldığı bir dönem. Bir sürü şey hayal edilmiş ileriyi düşünülerek ve çok güzelmiş gibi anlatılmış. Ancak benim içimi karartmaya yetti. Yine de o zamanlardan bunların düşünülmesi kağıda dökülmesi ve günümüze aktarılması bana harika geliyor. Kitabın yarısı direk osmanlıca çeviri, diğer yarısı ise sadeleştirilmiş türkçe olarak basılmış. Tabi ki ben yarısını okumakla yetindim :).

"Kanuna şöyle bir göz gezdirdim. İlk olarak şu satırlar dikkatimi çektiğinden okumaya başladım: 'İnsan yalan söylemez. Yalan söyleyenler insanlıktan çıkarılır.'" (s.127)

19 Ocak 2015 Pazartesi

Daha


Kitabın Yazarı: Hakan Günday
Yayınevi: Doğan Kitapçılık
Sayfa sayısı: 420
Nereden kaça aldım?: Arkadaş

Hakan Günday acımasız sert diliyle yine sizi acı gerçeklerle tokatlaya tokatlaya devam ediyor yoluna. Ancak ben bu hikayesini AZ'a göre "daha" beğendim. :) AZ'daki tesadüfler beni yılmıştı açıkçası. Gündelik hayattan uzak ve uç yaşantıları ele alan bir kitaptı yine. Çok cümle vardı altını çizeceğim, beğendiğim.

"Arkalardan edilen küfürlerden ibaret kalmış intikamlarla dolu bir hava... Biraz da oksijen. Öldürmeyecek kadar. Ölme de bir işe yara, diye... Tabi ki insan hayatı kutsaldı ama sadece herhangi bir işe yaradığı süreze. Dolayısıyla yaradığı işin değeri her neyse, hayatınki de o kadardı. Yani biri çıkıp da o değeri karşılayabilecek olsa, o hayata da gerek kalmaz ve aradan çıkarılabilirdi. Matematikti her şey." (s.91)

"Annelerimiz dünyaya bizimle ateş etmişti. Birer mermi gibi doğmuştuk ve önümüze kim çıkarsa, karnını delmek için depoda uçuşuyorduk. Menzilimiz ömürlerimizdi. Bizim adımız Hikaye'ydi. İki adam ve bir depoyla ilgiliydi." (s.119)

" Her şey hayatın düşmanı! Yediğin, içtiğin, ne bileyim, aldığın her nefes, her şey!" (s.122)

"İtaat, iradesinden vazgeçen için, dünyanın bütün hatalarını yapabilme özgürlüğüydü! İtaat, kişinin, kenid başına işlemeye asla cesaret edemeyeceği suçları gerçekleştirebilmesinin müthiş bir yoluydu." (s.223)

"Ne de olsa, memuriyet bir hayatta kalma sanatıydı. Memurlar, daima hayatta kalacak ve kıyametin resmiyet kazanmasını sağlayacak olanlardı. Yalnız tek sorunları, bütün tırnakları ve ... tutundukları o hayatta ne yapacakları hakkında hiçbir fikirlerinin olmamasıydı. Çünkü henüz konuyla ilgili bir yönetmelik yayımlanmamıştı." (s.256)

"Yurtta ya da okulda tanıdığım bütün insanlarla kurduğum ilişki, bir saat mekanizması içindeki çarkların birbirlerini döndürmek için geçici olarak kenetlenmelerinden ibaretti." (s.267)

"Ankara çoktan uyanmış ve uyandığına çoktan pişman olmuş gibi görünüyordu." (s.275)

12 Ocak 2015 Pazartesi

Tatlı Rüyalar


Kitabın Yazarı: Alper Canıgüz
Yayınevi: Tatlı Rüyalar
Sayfa sayısı: 186
Nereden kaça aldım?: Arkadaş

Kitaba Perşembe akşamı başlayıp Cuma akşamı bitirdim. Okuduğum ilk Alper Canıgüz romanı, ilk yazdığı oldu. Okurken çok eğlendim, konusu kapağında yazdığı gibi absürd, psikolojik vs. Sanki bu kitaptaki konulardan bir çok kitap yazılabilir gibi geldi bana. Severek okudum, tavsiye ederim, tam benlik kitaplardan.. Diğer kitapları da kütüphanemde okunmayı bekliyor..

8 Ocak 2015 Perşembe

Momo


Kitabın Yazarı: Michael Ende
Yayınevi: Kabalcı
Sayfa sayısı: 303
Nereden kaça aldım?: Arkadaş

Momo bir çocuk, gençlik kitabıymış. Okuması oldukça eğlenceli ve hızlı bir kitap oldu. Sonra dedim ki bizim zamanımızda var mıydı acaba böyle kitaplar :).. Büyüklere de çok güzel göndermelerde bulunulan harika bir konusu vardı; zaman, zamanı kullanma, zamandan tasarruf...
Okurken ara sıra kızlar söylerler anne sesli oku diye. Bu kitabın konusu büyük kızımı da sardı, ancak poz vermek küçük kıza nasip oldu :)

5. - 6. sınıf öğrencileri için keyifli bir kitap olur diye düşünüyorum. Ben o yaşlarda ya da öncesinde çok iyi hatırlayamıyorum ama Çocuk Kalbi'ni okumuştum. Sonrada Şeker Portakal'ı ile tanışmıştım. Bir de Kemalettin Tuğcu'nun acıklı kitapları yer etmiş hafızamda. Nerde Momo nerde Kemalettin Tuğcu :)

Keyifli okumalar diliyorum herkese..

7 Ocak 2015 Çarşamba

Hepsini Ben Hesapladım

Duman dinlerken geldi bu başlık. İçim sıkıldı yine, içim sıkılınca yazmak istiyorum sana.. Aslında her şey çok güzel değil mi? Neden böyle oluyor, belanı mı arıyorsun? Kar yağıyor, tüm pislikleri kapatıyor. Kar yağıyor, tüm ölülerimizi örtüyor. Kar yağıyor artık her şey daha güzel. Hem okullar da tatil, çocuklar sevinçli. Ne istiyorum ki daha! Bir şey mi istiyorum sanki.

6 Ocak 2015 Salı

Decameron


Kitabın Yazarı: Giovanni Boccaccio
Yayınevi: Oğlak Yayıncılık
Sayfa sayısı: 909
Nereden kaça aldım?: IDEFIX

Kitabın orjinal kapağını satış sitesinde görebilirsiniz. Ancak bu kapakla kitabı dışarıda okumam pek hoş olmayacağı için kaplamak zorunda kaldım :). 2 ciltlik kitap özel kutusunda satılıyor. Deca 10 demek kitap da 10 günlük hikaye anlamına geliyormuş. 1307 yılında İtalya'da veba salgınından kaçan 7 kadın ve 3 erkeğin bir evde toplanarak 10 gün boyunca birbirlerine anlattıkları hikayelerden oluşuyor. Hikayeler o günün kraliçe ilan edilen kişisi tarafından belirlenmiş bir konu etrafında dönüyor. Genellikle 13-14 yaşlarında güzel kızların, kadınların, ya da kendine hakim olamayan keşişlerin, papazların etrafında dönen cinsel içeriklerin de sıklıkla yer aldığı hikayeler. Açıkçası ilk cildi okumam yeterli oldu. Bir süre sonra hep aynı şeyi okuyormuşum gibi hissettim. 2014'ün son kitabını da böylece tamamlamış oldum demem yanlış bir ifade olacak, yarıda bırakmış oldum :)..

Herkese mutlu, kitap dolu bir 2015 dilerim..