24 Şubat 2011 Perşembe

Bit Palas


Kitabın Adı: Bit Palas
Yazarı: Elif Şafak
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa sayısı: 379
Fiyatı: 23 TL
İndirimli Fiyatı: D&R

Kızıma hadi kitapla poz ver deyince şekilden şekile girdi, en makullerini buraya ekledim :). Benim kitaplarıma karşı da oldukça ilgili Eylül. "Anne ben senin kitabını okucam" diyor. Sonra da kitabın sayfalarını yelpaze gibi hızlıca çeviriyor. :) Arasındaki ayracı görüp, kedili kitap ayracını istiyor.. Elinden zor kurtarıyorum kitaplarımı ve ayracımı :).

Bit Palas'ın ilk sayfalarında kitabın adının neden Bonbon Palas olmadığını anlamadım.... Sonlara doğru biraz daha anlam kazandı :).. Bu kitapta Elif Şafak betimlemelere daha çok vakit ayırmış, başta bu beni biraz şaşırtıp kitaptan uzak tutsa da sonra yine içine çekmeyi başardı. Yine su gibi akan, masalsı bir anlatımla alıp götürüyor farklı insanların bambaşka hikayelerine. Ama sonu beni hayal kırıklığına uğrattı, hikayenin bu şekilde bağlanması çok hoşuma gitmedi. Bir de başta uzun uzun anlatılan karakterler, sonlara doğru aceleye gelmiş gibi hemen toparlanmak istenmiş sanki daha fazla uzatmak istenmiyormuş gibi. Tüm bunlara rağmen kitabı merakla okudum ve bitirdim. Okunmamış kitaplarımın arasından kurayla yeni kitabımı seçtim..

Kitaptan bazı alıntılar;

"Zaten onlara kalsa, her ay karneyle verilmeliydi insanlara kelimeler. Herkes, ağzından çıkan sözlerin, tıpkı içtiği su, işlediği toprak gibi kıt kaynaklardan olduğunu, konuştukça sınırlı payından tükettiğini bilmeliydi." (s.76)

"Bir kere, evham insanın dışında değil, insan evhamın içinde barınırdı. Çünkü korku ve kaygı ve kuruntu , "her şeyin başka türlü olması ihtimalinin dehşeti"nden beslenir. (İşte evin, arkadaşların, vücudun, ailen.. Bunlar senin ama maalesef, birgün elinden alınabilir!) Evham'a gelince, o, "hiçbir şeyin başka türlü olmaması ihtimalinin dehşeti"nden beslenir. (İşte evin, arkadaşların, vücudun, çilen... Bunlar senin ve maalesef, hep böyle kalabilir!)(s.109)

"İnsanı kirleten ağzına giren değildir. Ağzından çıkandır insanı kirleten." (s.184)

Vikipedi'den alıntı;
Mezarlıklar üzerine kurulması ve etrafındaki çöplerden dolayı yaşanmaz hale gelen Bonbon Palas adlı bir apartmanın hikâyesi anlatılmaktadır. Art Nouveau tarzında inşa edilen apartmanda yaşayanların hepsi birbirinden farklı kişilerdir. Zıt kuaför ikizler Cemal ve Celal; aşırı titiz Hijyen Tijen ve kızı Su; iki arada bir derede kalmış Mavi Metres; evhamlı ve sinameki Ateşmizaçoğulları; gizemli Madam Teyze; torunlarını masallarla "zehirleyen" Hacı Hacı; Metin Çetin ve uğruna bilimkadınlığını bırakıp peşinden gelmiş Karısı Nadya; yaşamın kıyısında yürüyen Sidar ve köpeği... Apartman sakinleri zıt olmakla beraber onları birleştiren hamamböcekleri ve çöp kokularıdır.

13 Şubat 2011 Pazar

Skandallar Evi




Kitabın Adı: Skandallar Evi
Yazarı: Nelson Demille
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa sayısı: 751
Fiyatı: 29 TL
İndirimli Fiyatı: D&R

Yine bir kitap blogu arkadaşımda gördüm kitabı. Google'da ve reader'da müthiş aramalar yapmama rağmen yine de blog adını bulamadım :( Bunun bir yolu olmalı diye düşünüyorum !!
Kitap çok kalın, hamile bir bayan için okuması zor oluyor :)) İş yerinde en uygun pozisyon, koltuğa yaslanarak kitabı da masada dik pozisyonda tutarak oluyor. Evde seçenek çok :) ama ben şunu tercih ediyorum. Koltukta ayakları uzatarak ve kucağıma bir minder koyarak kitabı da bu mindere dayandırarak okuma :)) Çok anlaşılır oldu biliyorum, bu da benim yeteneğim işte..
Kitap hakkında bahsetmem gerekir mi :) ! 230. sayfasına geldiğimde hikaye beni hala içine almamıştı, çok bir merak uyandırmıyor. Hiçbir karakterine kendimi yakın hissedemedim. Zaten karakterler arasındaki ilişki de oldukça karmaşık, kim kiminle ne yapmış belli değil. Aslında belli ama bunu idrak etmekte zorlanabiliyorsunuz. Sıkıcı değil ama çok merak da uyandırmıyor.. Bu kadar sayfayı 1 haftada ancak bitirebilmişim. Kitabın 460. sayfasına geldiğim zaman konuda hala dişe dokunur bir ilerleme olmamıştı. Fakat aynı şeyleri okuduğunuz için olayları iyice pekiştirmiş oluyorsunuz. Bir aksiyon, bir şaşırtma bekliyorum ama yok :). Sonunda 700. sayfada hikaye canlandı. Müthiş üçlümüz biraraya geldi. Genel olarak kitabı önerir miyim kararsız kaldım, ama harika bir konu diye nitelendiremem. Olaylar Susan ve John etrafında ve aileleri ile olan ilişkiler etrafında dönüp duruyor. Ara sıra sahneye Elizabeth, Anthony, çocukları, anne ve babaları ile FBI ajanı giriyor. Kitabı bitirmem 15 günümü almış, bu kadar kalın olunca :( Altını çizebildiğim tek paragrafı da ekliyorum.. (s.198)

"Bütün konuştuklarımızı, birbirimize söylediğimiz ya da söylemediğimiz sözlerin nasıl kolayca değiştirilebileceğini düşündüm. Hissettiğimizle söylediğimiz birbirini tutmuyordu, çünkü öyle yetiştiriliyorduk. Düşlerimiz ve fantezilerimiz oluyordu ama onları nadiren hayata geçiriyorduk. Galiba hepimiz umutlu olmaktan çok fedakardık; çocuklara, eşe, işe, topluma karşı. Ve sanırım böylesi, medenileşmiş bir toplum yaratmak açısından daha iyiydi. Yani herkes Susan Sutter gibi davransa hepimiz eşlerimizi veya aşıklarımızı veya ikisini birden vurur ya da aşkı, mutluluğu ve sorumluluk içermeyen bir hayatı aramak için yoldan çıkardık."

Arka Kapak:

Wall Street'in ünlü avukatlarından John Sutter'in, sosyetik güzel Susan Stanhope Sutter'le uzun yıllar süren mutlu bir evliliği vardır. Günün birinde mafya babası Frank Bellarosa'nın yan komşuları olarak hayatlarına girmesiyle bu mutlu evlilik bir kâbusa dönüşür. Çünkü Susan, Frank'e âşık olmuştur. Bilinmeyen bir nedenle bu aşk, Susan'ın Frank'i öldürmesiyle son bulur. Yaşanan tüm bu olumsuzluklar yüzünden John Sutter, Amerika'yı terk eder. Uzun yıllar Londra'da yaşadıktan sonra ailenin emektarının cenaze törenine katılmak üzere Altın Sahili'ne geri döner ve geçmiş tüm çıplaklığıyla önüne dikilir.
John, kapandığı sandığı yaraların, gömdüğünü düşündüğü tüm duyguların yeniden alevlenişine tanık olurken kendisini bekleyen meçhul geleceğe doğru ilerlemektedir.
Aşk, ihtiras, intikam ve pişmanlık öğeleriyle örülmüş olan Skandallar Evi'nde DeMille, Amerika'nın sosyal düzenini ironik bir dille eleştiriyor.

12 Şubat 2011 Cumartesi

D&R Siparişim - 2



Siparişin eksik kitaplarını da nihayet ekleyebiliyorum. Sezgin Kaymaz'ın son çıkan 3 kitabı hariç hepsini edinmiş bulunuyorum. Aslında beni en çok Geber Anne kitabı etkilemişti. Bunun üzerine Kaptanın Teknesi'ni okudum ama bu kitabında konu ilk kitabına göre çok basit geldi. Çok fazla birşey beklemeden okumak gerekiyor sanırım :).. Diğerleri de Eylül'ün kitapları..



Tatlı cadım burada "Dondurma Yok Mu? Peli" kitabını okuyor..

İyi okumalar..

2 Şubat 2011 Çarşamba

Son D&R Siparişim - 1


D&R siparişimin ilk kısmı geldi. Kalan 5 kitabımız henüz tedarik aşamasında. Gelince onları da ekleyeceğim. Bu sipariş ile Elif Şafak'ın tüm romanlarını edinmiş oluyorum. Kağıt Helva, Med Cezir, Firarperest deneme-alıntı kitaplarında, nedense daha önceden yazılmış şeyleri tekrar bize satıyormuş gibi geliyor ve okumak istemiyorum. Şimdiye kadar Baba ve Piç, Aşk, Pinhan, Siyah Süt okuduğum romanları. En çok Pinhan ve sonra Aşk romanlarını beğendim. Diğerlerini de merakla okuyacağım zamanı bekliyorum. Gelen kitaplar arasında tasarımıyla en çok Tanrı'nın Doğumgünü kitabı dikkatimi çekti. Böyle bir kitap beklemiyordum açıkçası, iç ve dış tasarımı oldukça farklı ve roman gibi değil de diyaloglardan oluşuyor. Bakalım nasıl bunu da çok merak ediyorum. Tüm kitaplarımı inşallah çocuklarımdan fırsat buldukça burada paylaşacağım. Şu anda evde tek çocuk var sıkıntı olmuyor ama, Nisan da doğunca nasıl bir ev ortamım olacak meçhul :)



Bu süper kitapları da Eylül için sipariş etmiştim. Moli, Foli ve Peli'ye bayıldık. Çizimleri anlatımı çok güzel. Bu aralar Eylül elinden düşürmüyor. Bu halini de sabah fotoğrafladım, yakında eklerim onun fotosunu. Bu kitaplardan haberdar olmamı sağlayan "Bir Dolap Kitap" ekibine de teşekkür etmek istiyorum.