Sayfalar

22 Temmuz 2014 Salı

Aşık Papağan Barı


Kitabın Yazarı: Nazlı Eray

Yayınevi: Merkez Kitaplar

Sayfa sayısı: 189

Nereden kaça aldım?: Bilmiyorum

Kitabın kapağını kapattıktan sonra bu kadar duygu karmaşası yaşayacağımı bilemezdim. Sızlayan burnum, dolan gözlerim istemim dışında hareket ediyorlardı.Ölümle yaşam arasında geçen kısacık zamanda neler yaşamadı ki kızıl saçlı güzel kadın. Nerelere gitmedi, kimlerle karşılaşmadı.. Mistik öğelerin havalarda uçuştuğu ortamlarda ya da tek ortam mı demeliydim (aşık papağan barı) sohbetin ta dibine kadar gittiler. Bırakın rüyayı muskanın bile içine girdiler :).. Her ne kadar sonlara doğru kendini tekrarlıyormuş gibi gelse de benim için oldukça farklı bir okuma oldu.

"Her şey iki dudak arasında. Bunu biliyorsun değil mi?"
"'Evet' dedi dudak. 'Göz görür, kulak işitir, beyin çalışır, dudak konuşur.'" (s.125)

"Yaşamda kim koyuyor ki kuralları? dedim"
"Kim koyuyorsa, sıkıcı tutuyor biraz işi, " dedi dudak.
"Yaşam çok kısa.." diye mırıldandım.
"Kaç metre?" diye sordu dudak.
"Bilmem, birkaç elbiselik..
Bir çocukluk,
Bir gelinlik,
Bir yaşlılık elbisesine ne giderse.."  (Girişten)

"Acaba boşuna mı uğraşıyoruz mutlu olabilmek için? Mutluluk kuş gibi bir şey mi? Uçtu gitti de biz mi farkında değiliz? Uğraşıp duruyoruz. Bu yakınlarda bir çok sevdiğim insanı yitirdim. Acaba, diyoru  ben de mi onların yanına gitsem? İncecik bir çizgi ayırıyor beni onlardan. Geçsem mi o çizgiyi, tüm bu mücadeleyi geride bırakarak..." (s.139)

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Sultana Dokunmak

Kitabın Yazarı: Hakan Yel

Yayınevi: Altın Kitaplar

Sayfa sayısı: 351

Nereden kaça aldım?: Idefix

Kafamı dağıtmak için düşünmemek için güzel bir alternatif olan Sultana Dokunmak ne zamandır listemde olan ancak hiç bir yerde bulamadığım bir kitaptı. Idefix kitap fuarında görünce de kaçırmamıştım. Kitap bittikten sonra yeni kitap çekilişini yapmak üzere Eylül'le birlikte kütüphaneye gittik ve benim için bu işlemi büyük bir heyecanla yaptı. Sonra da biten kitabımla bir veda fotoğrafı çektim. İçinde mistik öğelerin de bulunduğu, tarikat, ajanlar, MIT gibi konu başlıklarının bulunduğu soluksuz okuyacağınız harika bir kitap.

"Gökyüzünde parlayan güneşe gözlüklerinin ardından bakan Selim, içine çöreklenen bütün mateme inat hayatın hiçbir şey olmamış gibi devam etmesine anlam veremiyordu." (s.153)

"Rüzgarın taşıdığı keskin deniz kokusunu ciğerlerine çekti derin bir nefeste. Sağlıklı olmanın güzelliklerini düşündü. Gerçekten insanın sahip olduğu büyük hazineydi sağlık." (s.236)

13 Temmuz 2014 Pazar

Çocuklar İnsandır

Çizimlerini Turhan Selçuk'un yaptığı, fotoğrafların Ara Güler'e ait olduğu kitap önceden "Allah'ın Askerleri" adı ile yayındayken özel bir baskı ile bu ismi almıştır. 1970'li yıllarda Yaşar Kemal'in sokak çocukları ile birebir konuşmalarını içeriyor. Sokak çocuklarının dünyasına gidiyorsunuz, her birinin dramını okurken siz de yaşıyorsunuz.

"İnsan, evrende gövdesi kadar değil gönlü kadar yer kaplar." (s.9)

8 Temmuz 2014 Salı

Nasıl Olsa Her Şeyin Zamanla Sonu Yok mu?


Seninle dinleyemediğimiz şarkıları şimdi sensiz dinliyorum anne. Kulağımda Zeki Müren, sana yazıyorum. Umarım orada acı çekmiyorsundur, seni hep bu resimde ki gibi hatırlamak istesem de son zamanlarda neler yaşadığını biliyorum, paylaşamasak da acını hep yanında olmaya çalıştım. Bir boşluk içindeyim, buna alışmak zaman alacak biliyorum, ancak özlemim giderek artıyor. Telefonumdan silemiyorum seni arayamayacağımı bile bile, bir iyi bir kötü tuhaf bir haldeyim. Nasıl olacak be anne?
Huzur içinde yat.
Kızın

6 Haziran 2014 Cuma

Yenilenen Kütüphanem, Kızlarım, Bahar, Yavrular ...



Kızlar, arkadaşları Zeynep'i aralarına almış yürüyüş yapıyorlar ben de arkalarında tabi.. Harika çiçekler ve ağaçların eşlik ettiği doğanın kendisini tüm ihtişamıyla gösterdiği bu mevsimi yaşamak insana gerçekten huzur veriyor. 





Kulağınızı kabartıp etrafı dinlediğinizde duyacağınız sesler çoğunlukla kuş sesi ve meyve ağaçlarına dadanmış arı sesi oluyor :). Çiçekler yanda görmüş olduğunuz gibi can havliyle dallarından fışkırmışlar.. 









Yürüyüş yaparken ilk önce kuş sesi sandığımız dikkatle dinleyince yavru kedi olduğunu anladığımız bu kedinin derdini anlayamadık. Maması da vardı su verdik içmedi de. Yolumuza devam ederken bir baktık sitenin köpeklerinin yavrusu olmuş haberimiz yok. Şu sevimliliklerine bakar mısınız! 







Hava kararınca yapılacak tek etkinliğimiz şömine, kitap ve atıştırmalıklar oluyor. Doğanın içinde olan bu yere televizyonu sokmak istemedik tüm ısrarlara rağmen direniyoruz :). Hafta sonu kaçtığımız doğa ile kendimize geliyoruz. Hafta içi ise akşamları kızları uyuttuktan sonra yenilediğimiz mabedime kaçıyorum, kütüphaneme.




Ankara'da ki evimizde önceden kitaplıkların da olduğu ancak bir nevi depo vazifesini üstlenmiş bu odayı aşağıdaki gibi kütüphane haline getirdik. Evden çalışmam için ufak bir masa tablasını da eşim benim için araya sıkıştırdı. Okuma lambası diye başının etini yediğim bunca seneden sonra kavuştuğum lambanın sadece ışığını görüyorsunuz :). Bir de berjerime kavuşursam onu da cam kenarına koyacağım ve okuma keyfimi katlandıracağım.




Yan tarafta ayıklaya ayıklaya bu kadar azaltabildiğimiz ders kitaplarımızı üst rafta da klasikleri görebilirsiniz. Tabi eşimin baktığı çiçekleri es geçmeyin lütfen. Bu post tamamen kendim için hazırlanmış bir nevi motivasyon postu oldu. Her bir fotoğrafa bakınca kendimi mutlu hissetmek ve şükretmek için.


Sevgilerimle..

29 Mayıs 2014 Perşembe

Kazanan Yalnızdır



Kitabın Yazarı: Paulo Coelho

Yayınevi: Can Yayınları

Sayfa sayısı: 376

Nereden kaça aldım?: D&R Tepe Prime Can Yayınları 5 TL kampanyasından

Yıllar önce yazarın Simyacı adlı kitabını okuyup çok sıkıldığımı hatırlıyorum. Ben de değişmiş olabilirim (yaşlanıp, olgunlaşıyorum sonuçta), yazar da farklı bir şekilde yazmış olabilir bilmiyorum. Ama bu kitabı, konusu her ne kadar saçma olsa da arada yakaladığım cümlelerle beni düşünmeye sevk etti, ve sevdirdi. Zaten çok fazla düşündüğüm için karamsar ruh halinden çıkmak isteyip de çıkamadığım gündemden, hayattan, hastalıktan "yeter" diyerek bir an da olsa şu fotoğraftaki gibi huzurlu anlara oldukça ihtiyacım oluyor. Şanslıyım ki böyle anları yaratabiliyorum kendime, fakat ne yazık ki bunu söylerken dahi utanıyorum rahatlığımdan :(. Bir tweet okumuştum geçenlerde "Bu dünyanın keyfini çıkarmak istiyorsan, gamsız olacaksın." Ama olunmuyor, oldurmuyorlar, nafile bir telaş, çaba ile sürdürüyoruz yaşamımızı. Yüzümü güldüren belki de yaşama bağlayan tek şeyin kızlarım olduğunu düşünüyorum çoğu zaman.

Bu postta kitaptan koptum iyice, altını çizdiğim cümleleri aşağıya sıralayım da içiniz daha da kararsın :).

"Gırtlağımıza kadar yalanlara gömülmüşüz, manevi değerlerden çok bilime inanıyor ve ruhumuzu toplumun bize dayattığı şeylerle besliyoruz, oysa aslında yavaş yavaş ölüyoruz, çünkü çevremizde neler olup bittiğini biliyoruz, hiç planlamadığımız şeyleri yapmaya zorlandığımızı, üstelik bütün bunlardan vazgeçemediğimizi, kendimizi gerçek mutluluğa, aileye, doğaya, sevgiye veremediğimizi biliyoruz. Peki neden böyle oluyor? Çünkü sorumlu insanlar olduğumuzdan, hayatımızın geri kalan bölümünü kendimizi birbirimize adayarak yaşayabilmek için mali istikrara kavuşabilelim diye, başladığımız işleri bitirmek zorunda hissediyoruz kendimizi." (s.113)

"Ayna mükemmel yansıtır; hiç hata yapmaz, çünkü düşünmez. Düşünmek, hata yapmak demektir." (s.217)

"Bildiğiniz her şey, uzun yılların çalışmalarından doğan deneyimlerden geliyor. Ama bu eski çözümler yalnızca eski sorunlara uygulandığında geçerlidir. Yaratıcı olmak istiyorsanız, bütün o deneyimlerden öğrendiklerinizi unutmaya çalışın." (s.320)

"Toplum suçu önlemek için harekete geçmiyorsa, insanlar da doğru olduğunu sandıkları her şeyi yapmaya hak kazanırlar." (s.140)

"Tecrübelerim bana, insanların yalnızca, elde edip edemeyeceklerinden emin olmadıkları şeylere değer verdiklerini öğretti." (s.160)

"Bu dünya  böyledir işte; yıllar içinde sıradan insanlar haline geliriz, yalnızca tuhaf ya da aşırı coşkulu biri gibi görünmemek ilgilendirir bizi." (s.322)

15 Mayıs 2014 Perşembe

Utanıyorum..


Akşam arabama binip eve gidebildiğim için utanıyorum..
Çocuklar yemeğe burun kıvırınca utanıyorum..
Haberleri LCD televizyonumdan izlerken utanıyorum..
Müzik dinlerken, kitap okurken utanıyorum..
Normal olan gündelik şeyleri yaparken utanıyorum..
1 hafta sonra her şeyi unutup hiç bir şey olmamış gibi yaşamak durumunda olmaktan utanıyorum..
Kendini sedyeden daha kıymetsiz hissettiren, iteleyen, öteleyen, kandıran,
Utanmayanların yerine de utanıyorum..

Hepimizin başı sağ olsun..