Sayfalar

18 Eylül 2014 Perşembe

Çakma Anne

Kitabın Yazarı: Alicia Ybarbo, Karen Moline, Laurie Kilmartin
Yayınevi: Domingo
Sayfa sayısı: 176
Nereden kaça aldım?: IDEFIX

Kitap bir harika, hiiç öyle ben kötü bir anne miyim, acaba bir şeyleri eksik mi yapıyorum, çok mu serbest bırakıyorum ben bu kızları (çocukları) diye düşünmenize gerek olmadığını süper bir dille anlatıyor. Kitap 1 günde bitti, metroda okurken suratımda gülümsemeyle yapışık bir şekilde eve gidip geldim. Espriler diz boyu, aşağıdaki örnek sayfayı görün ve bu kitabı okuyun.. Pişman olmayacaksınız..


17 Eylül 2014 Çarşamba

Bir Cinayetin Psikanalizi

Kitabın Yazarı: Jed Rubenfelnd


Yayınevi: Koridor


Sayfa sayısı: 488


Nereden kaça aldım?: IDEFIX

Nisan'ım kreşe, Eylül'üm okula başladı. Ödev telaşı ve hadiler de başladı.. Anne olmak zor, sabahları 6 - 7:30 arasını krizsiz geçirmeye çalışsam da çoğu zaman başaramıyorum. Bu sabah tam birbirimize girmeden evden çıktık diye sevinirken, Eylül okulda ağlamaya başladı (10 günden sonra :(). Nisan zaten kreşe başladı başlayalı her sabah ayrılışta 2 damla akıtıyor :(. Onları o halde bırakıp gitmek benim için hiç de kolay olmuyor.. Duygusal yaklaşmamak lazım ama aklım kalıyor işte. Bu hafta eğitimde olduğum için yolda gidip-gelirken okuma fırsatım oldu ve bitirebildim.. Kitapta işlenen konu başlıktan farklı değil, bir cinayet ve bir saldırı var. Saldırılan kız'a Younger'ın yaptığı seanslar, bunları hocası Freud ile paylaşması, analizler vs.. Aynı anda dedektiflerin de zanlıyı bulma çalışmaları ve hepsinin ortak bir noktada buluşmasını keyifle okuyorsunuz. Kitap tamamen kurgu değil, Freud, Jung ve Younger'ın yaşadığı dönemden büyük bir miktarda esinlenmiş ancak olaylar kurgulanarak birleştirilmiş, neyin gerçek neyin kurgu olduğu ise sonsöz ile okurlara aktarılmış. Keyif alarak okuduğum bir kitap oldu.

"Bence hayal görüyorsun, dedi Freud. Ve hayal gücünün ardında daima bir dilek vardır." (s.78)

" 'Duygularımızdan sorumlu değiliz,' diye cevap verdim. 'Dolayısıyla hiçbir duygumuzdan utanmamız gerekmez.'" (s.114)

"'Rüyalarımız', diye başladım. 'önceki gün yaşadığımız deneyimlerin parçalarından oluşur.'" (s.109)

"Olmak mı, yoksa olmamak mı? İşte bütün mesele bu: Hamlet için olmak, durağanlık, acı, korkaklıktır; olmamak ise cesaret, girişim ve eylemle bağlantılıdır." (s.372)

"Bazı insanlar, genellikle kendilerine en çok acı veren şeyle uğraşmayı severler." (s.473)

"Dr. Freud mutsuzluğun, anılarımızı bırakamamamızdan kaynaklandığını düşünüyor, dedim" (s.478)

5 Ağustos 2014 Salı

Bumerang

Kitabın Yazarı: Reginald Hill


Yayınevi: Koridor

Sayfa sayısı: 544

Nereden kaça aldım?: Ablam ödünç verdi

Kafayı dağıtmak için birebir. Polisiye, intikam, entrikalarla dolu harika bir kitap. Ablam siyah-beyaz bu serinin hepsini okumayi hedefliyor, ara sira duraklarimiz kesistiginde ben de aliyorum ondan odunc. Yandaki fotografi Rize'de Ekodanitap adli dogalligin bozulmadigi, isletenlerin İstanbul'un kesmekesinden kacip burada evlerini de insa ettikleri muthis manzarali bungalovdan cektim. Rizeye giderseniz buraya ugramanizi tasiye ederim. Ayder Yaylasi'na 10 km uzaklikta bulutlarin ustunde, altinda akan cayin sesiyle ve goruntusuyle, karsisinda heybetli, agaclarla kapli dag, kelimelerle anlatmak cok zor.. Her neyse kitabin konusu cocuk pornosu sucuyla iftira edilip guzel esi ve isiyle harika bir hayati olan Wolf'un nasil dibe vurup intikam duygusu ve sevgili hapishane psikologu ile birlikte yeniden hayata donusunu anlatiyor.

"İnsanlar bazi seyleri yapmaktansa, onlardan kacinma konusunda daha iyi oluyorlardi. İsler kotuye gittiginde, iyiye varma mucadelesi degil, kurtulmak icin daha kotuyu arama mucadelesi yapmak gerekirdi." (s.343)

"Hadda, insanlar hayatta kalabilmek icin baskalarina tepeden bakabilecekleri bir gorus noktasina ihtiyac duyarlar, diye dusundu. Bunun icin zekalarini, guzelliklerini ve dindarliklarini kullanirlar." (s.420)

1 Ağustos 2014 Cuma

Kış Uykusu

İki gündür çocuklar yok, babaları ve büyüklerle dağ evinde kalıyorlar. Ben de bekarlık sultanlıktır modunda ilk akşam kendimi kitaba verdim, ikinci akşam da sinemaya gittim. 3 saat 15 dk boyunca Nuri Bilge Ceylan'ın ödül alan Kış Uykusu filmini izledim. Önceden neyle karşılaşacağıma hazırlıklı olarak gittim ve aradığımı buldum. Kitap okur gibi diyalogların sıkmadığı, her şeyin yerli yerinde abartılmadan sergilendiği, gereksiz neredeyse hiç bir konuşmanın olmadığı muhteşem bir filmdi. Haluk Bilginer'in bu film teklifini reddettiğini ve yönetmenin Haluk Bilginer'e ne zaman uyacaksa o zaman çekilsin dediğiyle ilgili şeyler okudum. Çünkü bu rolü sadece onun oynayabileceğini düşünmüş, şimdi benim aklıma Mehmet Aslantuğ da geldi yazarken sanki o da yapabilirmiş gibi.. Ben oyunculuktan ne anlarım :).



Her neyse filmi çok güzel özetleyen bir yazıdan şu cümleleri de sizlerle paylaşmak istiyorum.




"Nuri Bilge Ceylan bu sefer olduğu yere dahi ‘uzak’ insanların hikayesizliğini anlatıyor. Hikayesizlik; çünkü belli ki aynı insanların hayatından rastgele seçilecek bambaşka bir kesitte de aynı şeyler yaşanıyor. Aynı başlangıçsızlık, aynı sonuçsuzluk ve ikisinin arasındaki muhteşem karmaşa bütün hayata hükmediyor."

22 Temmuz 2014 Salı

Aşık Papağan Barı


Kitabın Yazarı: Nazlı Eray

Yayınevi: Merkez Kitaplar

Sayfa sayısı: 189

Nereden kaça aldım?: Bilmiyorum

Kitabın kapağını kapattıktan sonra bu kadar duygu karmaşası yaşayacağımı bilemezdim. Sızlayan burnum, dolan gözlerim istemim dışında hareket ediyorlardı.Ölümle yaşam arasında geçen kısacık zamanda neler yaşamadı ki kızıl saçlı güzel kadın. Nerelere gitmedi, kimlerle karşılaşmadı.. Mistik öğelerin havalarda uçuştuğu ortamlarda ya da tek ortam mı demeliydim (aşık papağan barı) sohbetin ta dibine kadar gittiler. Bırakın rüyayı muskanın bile içine girdiler :).. Her ne kadar sonlara doğru kendini tekrarlıyormuş gibi gelse de benim için oldukça farklı bir okuma oldu.

"Her şey iki dudak arasında. Bunu biliyorsun değil mi?"
"'Evet' dedi dudak. 'Göz görür, kulak işitir, beyin çalışır, dudak konuşur.'" (s.125)

"Yaşamda kim koyuyor ki kuralları? dedim"
"Kim koyuyorsa, sıkıcı tutuyor biraz işi, " dedi dudak.
"Yaşam çok kısa.." diye mırıldandım.
"Kaç metre?" diye sordu dudak.
"Bilmem, birkaç elbiselik..
Bir çocukluk,
Bir gelinlik,
Bir yaşlılık elbisesine ne giderse.."  (Girişten)

"Acaba boşuna mı uğraşıyoruz mutlu olabilmek için? Mutluluk kuş gibi bir şey mi? Uçtu gitti de biz mi farkında değiliz? Uğraşıp duruyoruz. Bu yakınlarda bir çok sevdiğim insanı yitirdim. Acaba, diyoru  ben de mi onların yanına gitsem? İncecik bir çizgi ayırıyor beni onlardan. Geçsem mi o çizgiyi, tüm bu mücadeleyi geride bırakarak..." (s.139)

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Sultana Dokunmak

Kitabın Yazarı: Hakan Yel

Yayınevi: Altın Kitaplar

Sayfa sayısı: 351

Nereden kaça aldım?: Idefix

Kafamı dağıtmak için düşünmemek için güzel bir alternatif olan Sultana Dokunmak ne zamandır listemde olan ancak hiç bir yerde bulamadığım bir kitaptı. Idefix kitap fuarında görünce de kaçırmamıştım. Kitap bittikten sonra yeni kitap çekilişini yapmak üzere Eylül'le birlikte kütüphaneye gittik ve benim için bu işlemi büyük bir heyecanla yaptı. Sonra da biten kitabımla bir veda fotoğrafı çektim. İçinde mistik öğelerin de bulunduğu, tarikat, ajanlar, MIT gibi konu başlıklarının bulunduğu soluksuz okuyacağınız harika bir kitap.

"Gökyüzünde parlayan güneşe gözlüklerinin ardından bakan Selim, içine çöreklenen bütün mateme inat hayatın hiçbir şey olmamış gibi devam etmesine anlam veremiyordu." (s.153)

"Rüzgarın taşıdığı keskin deniz kokusunu ciğerlerine çekti derin bir nefeste. Sağlıklı olmanın güzelliklerini düşündü. Gerçekten insanın sahip olduğu büyük hazineydi sağlık." (s.236)

13 Temmuz 2014 Pazar

Çocuklar İnsandır

Çizimlerini Turhan Selçuk'un yaptığı, fotoğrafların Ara Güler'e ait olduğu kitap önceden "Allah'ın Askerleri" adı ile yayındayken özel bir baskı ile bu ismi almıştır. 1970'li yıllarda Yaşar Kemal'in sokak çocukları ile birebir konuşmalarını içeriyor. Sokak çocuklarının dünyasına gidiyorsunuz, her birinin dramını okurken siz de yaşıyorsunuz.

"İnsan, evrende gövdesi kadar değil gönlü kadar yer kaplar." (s.9)