Sayfalar

1 Nisan 2013 Pazartesi

Onlar




Kitabın Yazarı: Adam Blake

Yayınevi: Can Yayınları

Sayfa sayısı: 512

Nereden kaça aldım?: Can Yayınları kampanyasından 5 TL

Ahh! Çok utanıyorum, bu kitabı ne kadar uzun sürede bitirdiğime inanamıyorum. Bilemiyorum ne oldu bana, okuma şevkime, havalar mı çarptı, güneş mi caydırdı beni ama süründü resmen çantamda :) Aslında kitabın merak uyandırıcı bir konusu var, zaman zaman detayları ile sıksa da gayet sürükleyici bir kitap ama okuyamama durumu tamamen benimle alakalı diye düşünüyorum. Gerilim türünde olan bu kitabın konusu esrarengiz bir uçak kazası ve belirli kişilerin ölümü ile başlıyor. Fakat öldüren kişilerle ilgili sır kitabın çoookkk arka sayfalarında anlaşılıyor. Sanki yazar vermiş olduğum bu kadar detay okuyucu sıkmıştır ben en iyisi sonunu uzatmayım der gibi sonlandırmış kitabı. Ama keşke böyle olmasaydı, en azından Tillman'ın ailesine çocuklarına kavuşup kavuşmadığı, Kennedy'nin yeniden çok sevdiği mesleğine dönüp dönmediği gibi durumlar biraz daha netleştirilseydi. Sonuçta o kadar verilmiş bir emek var, insan güzel bir şeyler duymak istiyor bu insanların hayatlarının gidişatı ile ilgili.. Gerilimden hoşlanıyorsanız, Yahudilik, İsa gibi konular ilginizi çekiyorsa bu kitabı seveceğinizi düşünüyorum.



26 Şubat 2013 Salı

Yağmur Kesiği




Kitabın Yazarı: Uğur Yücel

Yayınevi: Can

Sayfa sayısı: 149

Nereden kaça aldım?: Şafak'tan ödünç

Şafak sayesinde ilginç kitaplar okumaya devam ediyorum. Bu kitap her ne kadar bana hitap etmese de çok farklı bir deneyim yaşadığımı düşünüyorum. Zaman zaman İhsan Oktay Anar'ı anımsasam da kitabı okurken birden argo cinsellik kelimeleri giriyor cümleye :). Donup kalıyorsunuz noluyor diye.. Uğur Yücel'in çok çok farklı bir kalemi olduğunu söyleyebilirim. Kullandığı kelimeleri görünce vay be diyorsunuz kelime haznesi ne kadar geniş, ya da kelime haznem ne kadar dar diye de düşünebilirsiniz  :). Türk edebiyatına çok farklı bir soluk getirdiğini düşünüyorum, okumalısınız.

Kitaptan rastgele seçtiğim bir paragrafı alıntı yapmak istiyorum ki dili hakkında ufak bir fikriniz olsun.

"Prostia'da akşam çalgıcıları, asıl nefeslerini bir gün sonraki düğüne saklayıp tıngırım mıngırım aşk şarkıları çalıyor. Gelin kız, arkadaşlarıyla çeşme yanında uzak diyarların türkülerini okuyordu. Gelin kız mırın kırın ederek ağzının ucundan okuyordu türkülere karışan duaları. Bilmediği bir nedenle. Gerdek uzak! Valakso köyünden tüccar Odisseas kendine türkülerden uzak! Yaşlı beyaz göğüs kıllarına boğulacaktı. İnce bacaklar saracaktı bedenini bir gece sonra. Tam dolunayda verecekti cıvır vücudunu elalemin adamına." (s.86)

25 Şubat 2013 Pazartesi

Bir Çekiliş ve Sonrası..

Önce hikayeyi anlatayım. 365 Günlük blogunda ayraç çekilişini duyunca bir ayraç sevdalısı olarak katılmak istedim. Fakat çok kötü bir okuyucu olarak çekilişe katıldığımı unuttum :(. Şans da bana gülmüş :) Şanslıyım sanırım bu konularda. Ama unuttuğum çekiliş 5 gün sonra aklıma geldi :)). Bir de baktım ki bana çıkmış :( . Ama hemen dönüş yapmadığım için ayraçlar yeni sahibine gitmiş. Yine de blog sahibi bana yanda görmüş olduğunuz cicileri göndermiş. Bu hoş sürprizden dolayı açıkçası utandım :( Bir kere de buradan teşekkür etmek istedim kendisine.. 

18 Ocak 2013 Cuma

Geride Kalanlar




Kitabın Yazarı: Binnaz Öner

Yayınevi: Evrensel Basım Yayın

Sayfa sayısı: 248

Nereden kaça aldım?: Şafak'tan ödünç

Yine sevgili Şafak'ın oku çok acıklı, ağlayacaksın diyerek elime tutuşturduğu bir kitap. Çok acıklıysa almayım desem de aklım da kitapta kaldığından 5 gün içinde okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Tabi bu süreleri bana Şafak veriyor, yoksa benim bitirmem 10 günü bulurdu :). Sağolsun sayesinde çok hızlı kitap okuyorum.

Kitabın konusu her ne kadar gerçekte olanın çok çok az bir kısmını temsil etse de burada anlatılanlar bile neler yaşandığını gözler önüne sermeye yetiyor. 1915 yılında doğu illerinde başlayan zorunlu Ermeni göçü'nden bir kesit anlatılıyor bize. Başta Ermeniler için seferber olan Türk halkı'nın göç başladıktan sonra olanlar karşısında tavırları inanılmaz bir biçimde değişiyor. Olanları okurken kendinizden utanıyorsunuz.. Konu her ne kadar can alıcı olsa da anlatımını çok yavan buldum yazarın. 

11 Ocak 2013 Cuma

Yara İzleri




Kitabın Yazarı: Jorge Franco

Yayınevi: İthaki Yayınları

Sayfa sayısı: 314

Nereden kaça aldım?: Yine ödünç bir kitap

İş yerinden sevgili Şafak'ın okuduğu kitaplara karşı özel bir ilgim var. Kendisi de sağ olsun beni kırmayıp şu tarihe kadar bitireceksin diyerek :) kitabını veriyor. Bu sefer ben de kendisine Rüzgarın Gölgesi isimli kitabımı verdim. Böylece bir kitabı birden fazla kişi okumuş oluyor, çok da iyi oluyor. Gelelim kitaba, 3 kız kardeşin hayattaki şans(sızlık)larıyla dolu enteresan ve acı dolu hikayeleri anlatılıyor. Bu hikayeler "Acılar İcat Eden" Jennifer, "Telefon Bekleyen" Amanda ve "Bir Delilik Yapan" Leticia'nın hikayeleri. Anlatım üslubu çok yalın, akıcı. Zaten bir bakıyorsunuz sayfalar akıp gitmiş. Hayattan yaşadıkları kesitler kronolojik sırada anlatılmıyor. Kitabın son cümlesi çok vurucu :). Ben severek ve ilgiyle okudum. Bir sürü yeri not ettim..

"Herkes uyanacağı anın acısıyla yaşıyordu; çocuklardaki tek fark rol yapmaları gerekmemesiydi." (s.24)

"Biz kadınların tatmin için yaratılmadığını söylemekten utanç duymuyorum; ne tatmin etmek, ne de tatmin olmak." (s.76)

"Seksi aşkın pratiğe geçirilmesi olarak değil de tüm hayvani doğallığında görüyorum. Aşk bir his olarak gücünü kaybediyor ve gerçekte olduğu hali alıyor: Bir heves. Ya da annemin deyişiyle: Yalnızlık önleyici bir tırı vırı." (s.136)

"Milyonlarca kişiyiz ama iletişim kurmuyoruz, ayrıca yalnızlığımızda etiketlenmeyi sevmiyoruz." (s.137)

"Günahlar, sanki birer müjdeymiş gibi, ağızdan ağza yayılıyordu, kötü insan diye bir şey yoktu, yalnızca cesur insanlar vardı; aptallar dışarıda kalıyordu." (s.218)

3 Ocak 2013 Perşembe

Rüzgarın Gölgesi



Kitabın Yazarı: Carlos Ruiz Zafon

Yayınevi: Altın Kitaplar

Sayfa sayısı: 527

Nereden kaça aldım?: Oku&Oku

Kitap ilk satırlarından itibaren sizi içine çekmeyi başarıyor. Roman içinde roman anlatılıyor. Kurgu mükemmel. Türkiye'de tanıtımı çok fazla yapılmadığı için 4. basımda kalmış ne yazık ki. Fermin karakterinin konuşmaları oldukça eğlenceli ve düşündürücü..
Hikayenin konusu şöyle; Daniel 10 yaşındayken babası onu "Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı" adını verdikleri gizemli bir yere götürüyor. Buradan kendisine bir kitap seçmesini ve bu kitabı ömür boyu saklamasını istiyor. Daniel'in seçtiği kitabın ismi "Rüzgarın Gölgesi" yazarı ise Julian Carax. Daniel bu kitabı okumakla kalmıyor, yazarının peşine düşüyor. Yazarın yaşadığı hayatı ve ölümünü araştırmaya başlıyor. Olaylar silsilesi bu şekilde devam ediyor ve sonlanıyor. O kadar çok beğendiğim cümle vardı ki hepsini not edemedim :)

"Kadınlar ve diğer dünyevi sorunlar hakkında büyük olasılıkla senden daha fazlasını biliyorum. Freud'un bizlere söylediği gibi, kadınlar düşündükleri ya da söyledikleri şeylerin tersini isterler, düşünürsen çok da kötü bir şey değil, çünkü erkekler onların tersine açıkça kendi üreme ve sindirim organlarını düşünürler." (s.141)

"Tüm zamanı bir tezgahın ardında geçiren herhangi bir kişinin yapabileceği kadar gülümsedim." :) (s.155)

"Bak, Daniel. Yazgı genellikle yalnızca köşe başında durur. Bir hırsız, bir fahişe ya da bir piyango satıcısı gibi. En genel canlandırma bu üçüdür. Ama yazgının yapmadığı şey ev ziyaretleridir. Onu kendine getirmek için sen gitmelisin." (s.240)

"Eğer herkes birinden canavar olarak bahsediyorsa, ortada iki olasılık vardır; bu adam ya biz azizdir ya da öykünün tamamını anlatmıyorlardır." (s.316)

19 Aralık 2012 Çarşamba

Hobbit


Kitabın Yazarı: John Ronald Reuel Tolkien

Yayınevi: İthaki Yayınları

Sayfa sayısı: 425

Nereden kaça aldım?: Oku&Oku

Yüzüklerin Efendisi üçlemesini sadece sinemada izlemiştim ve sonradan kitabını okumak çekici gelmediği için, izlediğimle kalmıştım. Hobbit için aynı şeyi yaşamak istemediğimden film vizyona girmeden 1 hafta önce başladım okumaya. Bu hafta sonuna da filmine gitmeyi planlıyorum, bir aksilik çıkmazsa inşallah.. Bu aralar çocuklar, ben, eşim aile boyu hastalık geçiriyoruz. Geçen haftasonu 1 hasta eş, 1 anne, artı iki çocuk bakımı ile zaten ben de çok iyi değildim, kabus gibi bir hafta sonu geçirdim. Neyse biz önümüzdeki güzel günlere bakalım. Şu anda şikayetlerimin önemli bir kısmı geçti.. Kan sonucu, artı alerji testlerinden de umarım bir şey çıkmaz.. 3-4 yerden vücut patlak verince insan kendisini kötü hissediyor.. Sağlığa şükretmek için hasta olmayı beklememek gerekiyor :(.. Kitaptan nerelere geçtim bakar mısınız :)

Aslında kitapla ilgili çok da anlatacak bir şeyim yok. Ben bu türü okumaktan çok izlemeyi sevdiğimi anlamış bulunuyorum. Hobbit, cüceler, canavarlar, örümcekler, yemyeşil orta dünya ... Peter Jackson çeksin ben izleyim, böylesi daha iyi :).