Sayfalar

4 Mart 2012 Pazar

Küçük Arı


Kitabın Yazarı: Chris Cleave

Yayınevi: Pegasus

Sayfa sayısı: 262

Nereden kaça aldım?: D&R

Küçük Arı'yı nihayet okuyabildim ve gerçek bir hikayeden esinlenildiğini kitabın sonunda öğrendim. Kitap eğlenceli bir üslupla yazılmış, hüzünlü bir hikayeyi anlatıyordu. İlk cümleyi okur okumaz not ettim. Nijerya'da petrol şirketleri buradaki insanları öldürmeye başlar, Küçük Arı ve ablası kaçarlar ve İngiltere'den buraya tatil için gelen bir çiftle karşılaşırlar. Bu esnada iki kızı kovalayanlar, bu kızlar için parmaklarını keserlerse onları serbest bırakacaklarını söylerler. Sarah orta parmağını keser, fakat ilişkileri kötüye giden kocası Andrew kesmez. Küçük Arı, ablasına tecavüze ve ardından feci bir şekilde öldürülüşüne şahit olur ve elinden hiç bir şey gelmeden saklanır. Gizlenerek oradan kaçar ve İngiltere'ye gelir. Burada 2 sene kaçakçıların tutulduğu bir yerde kalır. Sonra bir arkadaşlarının sayesinde (ki bunun da bir bedeli vardır) oradan çıkarlar ve hikaye başlar.. Okumanızı tavsiye ederim..

" Çoğu zaman Afrikalı bir kız olacağıma madeni bir İngiliz Sterlini olmayı isterim. Herkes geldiğimi görmekten mutlu olurdu." (s.11)

" Hiç bir zaman köyümde bir yerde elliden fazla insanı bir arada görmemiştik. Eğer daha fazlasını gördüyseniz, o zaman bu öldünüz ve ruhlar şehrine gittiniz demektir. Orası ölülerin gittiği yerdir; şehre giderler, binlercesi ile birlikte yaşamak için; çünkü orada manyok yetiştirmek için tarlaya ihtiyaçları yoktur. Ölüyseniz manyok aramazsınız, sadece şirketleri arasınız." (s.112)

14 Şubat 2012 Salı

Konuşmayan Tavus Kuşu Camio


Kitabın Yazarı: Berrak Yurdakul

Yayınevi: April Yayıncılık

Sayfa sayısı: 262

Nereden kaça aldım?: D&R

Benim için gerçekten değişik bir okuma oldu. Başlarda Tom Robbins'in bir kitabını okuyormuş gibi hissetsem de, sonradan konu çok uçuklaşmaya başladı. Kral Astaroth, 3 başlı yaratıklar :)).. Bir sürü sorunlu karakter :). Aralarda sevgili tavus kuşumuzun yaptığı ince göndermeler. Bu göndermeleri de Oscar Wilde imzalı.. Sıradan bir okuma istemiyorsanız, bu kitaba bakmalısınız.

Not ettiklerim;

"Başkalarının inançlarına teslim olursan, bir süre sonra o inançların sana ait olduğunu zannetmeye başlarsın." (s.46)

"Geçip giden ve artık değiştirilemeyecek olan dünü ve belki de asla gelmeyecek olan olan yarını düşünerek vakit kaybetme. Her an olman gereken yerde, gözlerinin tam arkasında kalmaya çalış." (s.48)

"Bir insan düşmanlarını seçerken son derece dikkatli olmalıdır; Oscar Wilde." (s.69)

"Ertesi gün yapabileceğim bir şeyi asla yarına bırakmam; Oscar Wilde." :) (s.70) 

"Sana istediklerini vermedi diye hayatı sona erdirmeyi bile düşünüyorsun, ama istediklerini değiştirmek nedense hiç aklına gelmiyor." (s.212)

"Tutarlılık, hayal gücü olmayanların son sığınağıdır;Oscar Wilde." (s.233)

8 Şubat 2012 Çarşamba

Ejderha Dövmeli Kız

İlk önce film izlenince kitabı okunamıyormuş, bunu deneyerek anlamış oldum. Holywood yapım filme gittik, çok da güzel bir filmdi.. Okuduğum kadarıyla da kitaptan çok fazla ayrı kalınmamış. Fakat kitabı "acaba şimdi nolacak" diye okuyamadığım için, sonunu biliyorum haliyle, 200. sayfada durdum. Daha fazla zorlamamın bir anlamı yoktu. Bence önce kitap okunmalı, sonra filmi seyredilmeli... Çok daha zevkli oluyor.. Da Vinci'nin Şifresi'ni o sırayla uygulamıştım.

Filmini seyretmediyseniz, kitabı okumalısınız.. :)

20 Ocak 2012 Cuma

OD


Kitabın Yazarı: İskender Pala

Yayınevi: Kapı Yayınları

Sayfa sayısı: 361

Nereden kaça aldım?: D&R

Kitap Yunus Emre'nin hayatını anlatıyor. Olaylar Yunus Emre'nin ve oğlu İsmail'in ağzından Molla Kasım'a kendi ağızlarından anlatılıyor. Başında ve sonunda Molla Kasım da kendi fikirlerini söylüyor. Yunus Emre'nin bir ömrü acı içinde geçirdiğini, nelere katlandığına insanın inanası gelmiyor. Sitare'ye ve Allah'a olan aşkı, Sitare'yi kaybetmesi, oğlu İbrahim'i kaybetmesi, seneler boyunca kaybettiği oğlu İsmail'i araması.. Ancak öldüğü esnada kavuşması fakat oğlunu bulduğunun farkına varamadan göçüp gitmesi, günde 9 zeytin ve bir miktar peynirle beslenmesi, sürekli maneviyat halinde olması, maddi hiç bir şeyde gözünün olmaması vs.. Kitap kendisini okutturuyor fakat bu kitabın bana göre olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ama o zamanları ve Yunus Emre'nin hayatını öğrenmek açısından faydalı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca çok can alıcı cümleler vardı, not kağıtlarıma not ettim tabi ki.. Burada da paylaşmak istiyorum.

"Hayatım boyunca hep çok şeye sahip olmayı değil, az şeye ihtiyaç duymayı istemişimdir." (s.2) Ne kadar güzel bir cümle değil mi ama hiç bana göre değil :) Gerçi hiçbir şeyin sahibi değiliz şu dünyada. Sahibi olduğumuzu sandığımız her şey bizim misafirimiz.. Bizden sonra başkalarına geçecek.. 

"Elinle koymadığını alma, gözünle görmediğini söyleme!" (s.135) Nerdeee, keşke uygulayabilsek :(

"Ölümün yüzü değil çünkü çirkin olan, belki kendi yüzündür de aynada yansımıştır. İyinin de sende büyümüştür fidanı çünkü, kötünün de... Kendi elinle kazandığındır güzel de, hem çirkin de... Her doğan ölür elbet!... Çırak ne olmuşsa yerin altında, usta da o olmuştur.. Yalnız kalmak istemiyorsan gideceğin yerde eğer; iyilikten, güzellikten, doğruluktan evlatlar, dostlar, yoldaşlar edin kendine şimdiden geçip gitmeden ömür.. Umutlar hep yarın, yarın,yarın!... Tükenen zamanı dolduruyor hep kuru kavgalar, boş didişmeler, faydasız gürültüler... Aklını başına al kardeş! Günü bugün say; ölüm ki kaşla göz arasında; ölüm ki dudakla söz arasındadır..." (s.165)

"Denge madde lehine bozulunca insanın nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor, biri diğerini bastırıyor Can Yunus!" (s.308)

6 Ocak 2012 Cuma

Kumru ile Kumru


Kitabın Yazarı:Tahsin Yücel

Yayınevi: Can

Sayfa sayısı: 291

Nereden kaça aldım?: D&R

İlk Tahsin Yücel kitabım. Hep "Ahh Kumru" diyesim geliyor. Bir kadın nasıl bu kadar güzel anlatılır. Konusuna bakarsanız çok basit, köyden kente gelin giden bir kadının bu sürece alış(ama)ması.. Ama Tahsin Yücel bu basit konuyu size öyle bir anlatıyor ki, içinize öyle bir işliyor ki gidip Kumru'yu omuzlarından tutup "kendine gel" diyesiniz geliyor.Yaşadıkları, yaşayamadıkları, buzdolabı, arabası, Migros'u, yarma Haydar'ı kızı Sultan (canım Sultan), oğlu Hakan hepsini çok sevdim. Sadece koşularını sevmedim, bunun sebebini de okuyunca anlarsınız. Yazarın diğer romanlarını da çok merak ediyorum doğrusu...

26 Aralık 2011 Pazartesi

Lucky



Kitabın Yazarı: Sezgin Kaymaz

Yayınevi: İletişim

Sayfa sayısı: 493

Nereden kaça aldım?: D&R


Kitabımı dün gece 12'ye doğru bitirdim. Zaten sonlarına doğru okuma hızımda depar attım. 20 günde yarısına kadar gelebildiğim kitabın kalan yarısını 2 günde bitirdim. Sonlara doğru ne olacağını tahmin etseniz de meraklanıyorsunuz. O anın nasıl gerçekleşeceğini hayal etmeye başlıyorsunuz ve bu esnada sayfalar hızlıca geçiveriyor. Bu sefer çok fazla gerçeküstü olayla karşılaşmadım, hatta neredeyse hiç. Başlarda Lucky'nin daha farklı bir kimliğe bürüneceğini sanmıştım. Oysa ki Tahsin Bey (sağolasıca :)) Lucky'nin niye var olduğunu çok güzel anlattı, hem de her fırsatta, hem de herkese. Herkesin acı dolu geçmişi öyle güzel anlatılmıştı ki, sonunda mutlu sona ulaşması kaçınılmazdı. Olayların yaşadığım semtte geçmesi de bir başka güzelliği oldu kitabın. Neymiş gerçekleşen her durumun bir sebebi varmış. Çok severek okudum.

Kendime not: Yattıktan 1,5 saat sonra Nisan uyandı, emzirip yattım. (Alah'tan emzirince uyudu) Sonra 45 dk sonraydı sanırım Eylül uyandı, yanımıza geldi. Tulumumu çıkaaaarrt diye ağladı. Biz de yanımıza yatmaması için ikna etmeye çalıştık ama başarılı olamadık. Eylül'ü babasıyla baş başa bırakarak kendimi Eylül'ün yatağında uykunun ellerine bıraktım. Ta ki saat 06:15 olup Nisan cırlayana kadar. O sürede çok güzel uyumuşum, dinlenerek kalktım. Sabah Nisan kucağımda heyecanla yeni kitabımı seçmeye gittim. Kenar ve köşelerini bir güzel bantladık ve çantama attım. İşe erken geldim ve 20 dk kadar kitabımla baş başa kaldım.

4 Aralık 2011 Pazar

İskender

Kitabın Yazarı: Elif Şafak
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa sayısı: 448 sayfa
Nereden kaça aldım?: D&R

Elif Safak'in tüm romanlarını Ískender ile birlikte tamamlamis oldum. Kitabi sonunu cok merak ederek okudum. Fakat Pinhan ya da Mahrem'deki kadar mistik bir anlatim ve konu yoktu. Elif Şafak degil de baska bir yazar okuyor gibi hissettim. Ayrica kitapta İskender değil de Pembe'nin hayatı anlatiliyor gibiydi ve Pembe'yi cok sevdim. Cemile'yi de en az ikizi kadar sevdim. Kitabin basinda hikayeyi olusturanlarin soyagacina yer verilmis, cok da iyi olmus. İlk sayfalarda donup donup bakma ihtiyaci duyuyorsunuz. Ailenin bireyin yetismesinde ne kadar onemli oldugunu gozle
r onune sererken, cok acimasiz davranmis Elif Safak. Her ailede en az bir vukuat var. Bu kadar da olmaz dedigim yerler oldu ama hepsini gayet akici bir sekilde yazdigi icin, okurken kendinizden geciyorsunuz. Ben cok sevdim, herkese de okumasini oneririm. Sevdigim bir kac cumle;

"Zaten tehlikenin insanin en az bekledigi yerden eldigine inanirdi." (s.41)

"Evrendeki her cisim, ne kadar albenisiz ya da ehemmiyetsiz gorunurse gorunsun, bir baska seye yanit olsun diye yaratilmisti." (s.245)

"Cemile'ye oyle geliyordu ki insanlar her hususta birkac gozde seciyor, geri kalanlarin kiymetini bilmiyordu."(s.248)